Çetin Balanuye
PhD Felsefe
English
FELSEFE ve/veya EĞİTİM
  BALANUYE.NET » HABER
16 Temmuz 2019, Salı  



Tekilliği düşünmek (8.10.2008, Çar)

Başımızı çevirip baktığımızda gördüğümüz dünya, tek tek çeşitli nesnelerle doludur. Neye "nesne" diyeceğimiz tek bir ölçütle anlaşılır: Algımızın ölçeği!

Uykumun bilincimi ele geçirmesine ramak kala, boynumda belli belirsiz bir sızı duydum. Hisedilebilir en küçük iğne başı boynumun derisinden içeri gönülsüz bir adım atmış, iğnenin başıyla derimin yüzeyi arasındaki o anlık gerilim iğne lehine sonuçlanmıştı.

Bu küçük, belki de en küçük, sineklere yakarca diyorlar... Öyle küçükler ki onları ayırt etmek "yok"u ayırt etmek kadar zor. İki kanatları var. Saydam. Uçan bir yakarcayı farketmek, bir hayale temas etmek gibi... Ardında uçuşan dünyayı peşi sıra buğulu bir cam zerresi gibi perdeliyor.

Uykuya razı olan gözlerim çaresiz yana devriliyor... boynuna bakamıyor insan. Duvardaki tablo orjinal bir leke cümbüşü. Figürü bakana göre her seferinde yeniden çizilen modern resimlerin iyi bir örneği. Bilincimin bu yorgun ve kararsız ısrarıyla gözlerim tabloda donuyor. Fırçanın savruk izleri yüzeyde pürüzler yaratmış. Yükselti ve oyuklar renklerin tavrıyla lekeleşmiş. Sayısız nokta gibi.. Bakışımı genelleyince leke figüre dönüşüyor; dikkatimi odaklayınca figür kayboluyor.

Kendimi kaptırdığım bu oyunu neden sürdürdüğümü bilmiyorum. Boynum sızlıyor. Kaşımaya hazır değilim. Yakarca nerede?

Tablonun lekesinde bir seyrime ayırt ediyorum. İyi bir resmin kendini çizmeyi sürdürdüğünü okumuştum. Noktalar yaşıyor olabilir mi? Leibniz'in "monad"ı geliyor aklıma; kendi amaçları olan, bölünemez, değiştirilemez, ama bir araya gelerek yeni varlıklar yaratan...

Kıpırdayan nokta öylece kaldı. Algımdan kuşku duymaya hazırım. Göz karıncalanır...derken kıpırtı tekrarladı.

Yakarca tabloya konmuştu...

Bu farkındalıkla birlikte, yakarca ile tabloyu ayıranın ne olduğunu düşündüm. Yakarcayı tablodaki lekeler, noktalar ve çizgilerden ayıran neydi? Bakışımda sağladığım dikkat mesafesiyle değiştirebildiğim bu görme oyunu, yakarca ve tablo arasındaki farka ilişkin bana ne öğretiyor olabilir?

Bakabildiğim en fazla yakınlıktan baktığımda görebildiğim yakarca, daha fazla yakından bakma oanağım olsa neye benzerdi? Üstelik, acaba ona yakarca diyerek sağladığım pratik konfor devam eder miydi? Dahası, yakarcanın tekilliği kalır mydı? Onu daha az önce tablodaki lekeleri kuran zerrelerden biri sanmıştım. Şimdi de yakarca sanıyor olamaz mıyım?

Tekil olandan söz etmek, insani bir algı ölçeğini mutlaklaştırmaktır!

 
ÖZGEÇMİŞ | YAYINLAR | TEZLER | SUNUMLAR | Ders Notları | ARAMA | İLETİŞİM | ANA SAYFA
©2006-2019 Çetin Balanuye
www.balanuye.net