Çetin Balanuye
PhD Felsefe
English
FELSEFE ve/veya EĞİTİM
  BALANUYE.NET » YAYINLAR » OKU
25 Mart 2019, Pazartesi  



Kutsal Küçük Ölüm: Cinsellik (25.10.2010, Pts)
İbadet ederken sevişiyorum... Sevişirken savaşıyorum... Savaşırken kutsal bir oyuna katılıyorum... Cinsellik, kutsallık ve şiddet... Elimle el bombası, bombayla pimi gibi... Üçü bir aradayken kimsenin canı yanmaz, üçünü birbirinden ayırmaya sakın kalkışma!

                                

                                  KUTSAL KÜÇÜK ÖLÜM: CİNSELLİK
                                    Yrd. Doç. Dr. Çetin Balanuye

                                 Psikeart,  Mayıs-Haziran  2010, s. 186-187


İbadet ederken sevişiyorum… Sevişirken savaşıyorum… Savaşırken kutsal bir oyuna katılıyorum…


Cinsellik, kutsallık ve şiddet…


Elimle el bombası, bombayla pimi gibi…  Üçü bir aradayken kimsenin canı yanmaz, üçünü  birbirinden ayırmaya sakın kalkışma!


Uygarlığımızın yaşadığı  “kendini imha”, ayırma hastalığımızın bir sonucudur; sonuç  tam bir infilaktır!


Battaille anlatıyor: İsa’dan yirmi bin önceye tarihlenen Lascaux mağaralarındaki duvar resimleri tek bir şeyi anlatır: Bizonla savaşan savaşçının mızrağı bizonun etini parçalamış, bizon da boynuzunu mızraklaştırıp savaşçıyı deşmiştir. Resimde iki farklı can çekişmeye eşlik eden, ölmekte olan savaşçının kocaman olmuş penisidir!


Lascaux çizimleriyle yaklaşık aynı tarihlerde insan ilk kez ölülerini gömmeye başlamıştır. Öyleyse, ölümün kutsallıkla ilişkilenmesi de aynı günlerdedir. Resimler; ölmek ve öldürmek ile şehveti, daha da ilginci, bunların tümüyle kutsallığı ilişkilendirmektedir.


Değeri şöhretini çoktan aşmış büyük ruhbilimci Maslow, “doruk deneyimler” diyordu… ‘Psikologlar bana gelinceye kadar hep patolojinin ne olduğunu anlamaya çalıştı; ben ise tam sağlık halinin ne olduğunu araştırıyorum.’


Maslow’un doruk deneyimler dediği anlar, kimi insanların sık sık, bazılarının ise pek ender yaşadığı duygu durumlardı. İnsanlar o özel anlarında, kendi yetersiz ifadeleriyle de olsa, taştıklarını, aştıklarını, bir tür sınırı geçtiklerini, adeta okyanusa dönüştüklerini anlatıyordu.


Maslow, pek çok kadının ilk doğum yaşantılarının, kimi samimi dindarların vecd hallerinin ve bazı canhıraş sevişmelerin zirve anlarının ‘doruk deneyimler’ olabileceğini söylüyordu. Doruk deneyimler, insanın kendini en sağlıklı duyduğu anlardı. Bu anlara eşlik eden de cinsellik, kutsallık ya da şiddetli acı yaşantılarından biri ya da bir kaçıydı.


***
Kurban törenlerinin en eskileri, öldürme, şehvete bulanma, esrime ve tapınma pratiklerinin aynı sırada tecrübe edildiği ortamlardı.


***
Ayırma hastalığımızdan bir türlü  kurtulamıyor oluşumuzun sonuçları trajiktir.


Artık, dini, günah korkusunun pençesinde yaşıyoruz… İbadetlerimizin tümü kirli sandığımız bedenlerimizi arındırmaya yönelik.


Artık cinselliğimiz terbiye edildi…  Sevişmelerimiz edeple zehirlendi; aslanlar leblebiyle beslenir oldu.


Artık savaşlarımız, dövüşlerimiz ve adaklarımız sahteleşti; uzaktan öldürür olduk… Kurbanlarımız mundar, düşmanımız sahtekâr.

 
***
Cinsellik birleşmektir; şehvette, ibadette ve şiddette…


Nietzsche’nin vaaz ettiği ile imamların vaaz ettiği bir ve aynı şeydir, öyle kalmalıdır…

                                 

 
ÖZGEÇMİŞ | YAYINLAR | TEZLER | SUNUMLAR | Ders Notları | ARAMA | İLETİŞİM | ANA SAYFA
©2006-2019 Çetin Balanuye
www.balanuye.net