Çetin Balanuye
PhD Felsefe
English
FELSEFE ve/veya EĞİTİM
  BALANUYE.NET » YAYINLAR » POPÜLER YAYINLAR
9 Aralık 2019, Pazartesi  



POPÜLER YAYINLAR
Demokratik bir kalkışma olarak eğitim felsefesi (1.01.2001, Pts)

Eğitim denince akla ilkin patırtı, gürültü, uzlaşmazlık ve gerilimin geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Özel okulların yıllık ücret artışları, türban yasakları, okul servislerinde yaşanan terör, sınavlar ve dershaneler, zorunlu eğitim süresinin ve içeriğinin ne olacağı... Toplumsal uzlaşmanın bu denli eksik olduğu bir alanda, ilginçtir, eğitimi merkeze alacak bir tartışma geleneğinin oluşmasına da gereksinim duyulmuyor. Giderek daha çeşitli ve nitelikli yayını okuyucuyla buluşturduğu görülen çeşitli yayınevleri, eğitim felsefesi alanında Batı’da yayımlanan onca “sıkı” kitabı bir tarafa bırakıp, eğitimi, “on derste filanca” ya da “filanca eğitim gurusundan dersler” tadında hafif, eğlencelik bir tür kategorisine sokacak bir yayıncılık anlayışı sergiliyor. Nedense eğitimi bir türlü ciddiye alamıyoruz. Farklı gerekçelerle ama her zaman belli bir klişeye gönderme yaparak, ya eğitimin salt ideolojik bir araç olduğu ve eğitimi içerden dönüştürmenin olanaklı olmadığını söyleyerek ya da eğitimin her derde deva olduğunu söyleyerek işin gerektirdiği eleştirel irdeleme yükünden kurtuluveriyoruz. Devamı >>

Etik Ne Anlatır? ya da Ortak Anlatımızın Etiği Nedir? (1.01.2001, Pts)

Etiğe ilişkin sorular ve sorgulamalar bir süredir ‘feylesofça’ bir takıntı olmaktan çıktı. Yaşama umudu kalmamış, hızla ölmekte olan ve dayanılmaz acılar içinde zorlukla mırıldanan birinin “beni öldürün!” demesi karşısında takınılması gereken ‘doğru’ tavır ne olmalı? Kürtaj karşısında nasıl bir ahlaki ve yasal tavır almalı? Şiddet her zaman ve her durumda ‘yanlış’ bir araç mıdır? Internet’ten gelişigüzel toplanmış çocuk pornografisi, toplayanı ‘toplumsal iyi’ adına yargılamayı gerektirir mi? Genetik kopyalama teknolojisinin ürünü olacak olan ‘ikinciler’ ne ölçüde ‘ahlaken’ sorumlu bireyler sayılmalı? Devamı >>

Eğitim bulanık havayı sevmez! (1.01.2001, Pts)

Paul Feyerabend’in Ortaçağ cadıcılığına benzer bir işlev yüklediği, François Lyotard’ın ise “en kesin bilgi üretim modeli olarak” sunuluşuna her zaman kuşkuyla yaklaşmamızı salık verdiği “bilim” ve “bilimsel görüş” ile eğitim arasındaki ilişki nedir? Doğa bilimlerinin bile “olanaklı bilgi türlerinden biri” ve toplumsal güç çekişmelerinde dedikodudan daha “güvenilir” olmayan bir “başvuru kaynağı” olarak algılandığı şu dönemde, toplumsal bilimler ve araştırma etkinlikleri ne ölçüde “güvenilir” olabilir? Bir biçimde ekmeğini eğitim-öğretim işinden kazanan kalabalık bir ‘emekçi’ topluluğunun yapageldiği işi “bilimsel görüşle” temellendirmesi bundan böyle olanaklı değil mi? Devamı >>

Gerçek kullanışlı mı? (1.06.2000, Per)

Sanırım uzun uzun açıklamaya gerek yok; başlıktaki ‘gerçek’, mutfakta yakalanmış yumurcağa “doğru söyle, dolaptaki son kurabiyeyi sen mi yedin” diye soran annenin aradığı şey değil. Mahkemede bizden istenen türden ya da “Picasso’nun gerçek çizimleri” derken kastettiğimiz türden bir gerçek de değil. Daha eski, yaşlı ve yıpranmış bir şeyden söz ediyoruz; felsefede gerçek ya da hakikat, Platon’dan bu yana “görünenin ötesinde uzanan ve her çeşit kuşkudan arınmış bir Tanrısal kesinlik düzlemi” anlamına geliyor. Felsefenin ereği olan “bilgi” başından beri işte böyle bir düzleme karşı sınanıyor; felsefî soruşturma, nesnesi ne olursa olsun, içten içe bu hakikat düzlemine erişmeye koşullanıyor; hakikat felsefeyi kendine kelepçelemiş, felsefe o gün bu gündür tutuklu… Devamı >>

Sosyal Bilimler ve Partizanlık (29.04.2000, Cmt)

Martyn Hammersley'in hiçbir kitabı sanırım Türkçeye çevrilmedi; büyük talihsizlik. Akademisyenler İngilizce orijinallerden yararlanıyor olmalı, ancak yine de çevrilmeli diye düşünüyorum bu metinler. "Çevrilmeli!" derken şu iki temel gerekçeyi öne sürmeyi tasarlıyorum: İlkin, Hammersley'in hemen bütün kitapları, ama özellikle bu yazıya konu olan kitabı adeta Türkiye ve benzeri ülkelere yönelik bir "sosyal bilimler" uyarısı niteliğinde. İkincisi, Hammersley 'post-modern koro'da çatlak bir ses gibi... Koroyu bozuyorsa çalışıp da gelmeli denemeyecek kadar ilginç ve kanımca güçlü bir ses; bence kulak vermeli. Devamı >>

1 2 3 4
 
ÖZGEÇMİŞ | YAYINLAR | TEZLER | SUNUMLAR | Ders Notları | ARAMA | İLETİŞİM | ANA SAYFA
©2006-2019 Çetin Balanuye
www.balanuye.net